Anasayfa arrow Sorular arrow İnsan aklıyla gerçek yaratıcıyı bulabilir mi?
İnsan aklıyla gerçek yaratıcıyı bulabilir mi? Yazdır E-posta

Yaratılan her şey, eğer konuşsa ve sorularımıza cevap verseydi, kendisini kimin yarattığını söyleyecekti.
Bu soru-cevap denemesini bir elma üzerinde yapalım.
Biz elmaya soruyoruz;
“Ey elma! Seni kim yarattı?”
Elma diyor ki ; “Benim var olmam için gereken herşeyi yaratan, beni de yaratandır”.

Elma devam ediyor ; “Toprağı, suyu, havayı ve güneşi yaratamayan beni yaratamaz. Bir baharı yaratmak için ne lazımsa, beni yaratmak için de aynı şeyler lazım. Dünyayı yaratmak için ne gerekiyorsa, beni yaratmak için de aynı şeyler gerekiyor. Beni yaratan bütün bir dünyayı yaratandır. Bütün bir dünyayı yaratamayan beni de yaratamaz”.
Bir elmayı yaratan kimse, bütün kâinatı yaratan da O’dur.
Şimdi var olan şeyler arasından kim çıkıp diyebilir ki ; “Elmayı ben yarattım”
Atomlar bizi yaratan Allah’tır diyorlar
Bir başka misal,
Çölde gidiyorsunuz. Bir saat buldunuz. Size diyorlar ki ; “Bu saat çölde tesadüfen oldu” Böyle bir şeye inanabilir misiniz?
Bir atom sanat yönüyle dünyanın en güzel saatinden binler kere daha güzel ve sanatlıdır.
İsterseniz bir bakalım atoma, ama önce onu görmeye çalışalım.
O kadar küçük ki. Atomun yarıçapı milimetrenin milyonda biri kadardır. Bu büyüklüğü şöyle anlayabiliriz. 100 milyon atom yan yana gelse ortaya çıkacak uzunluk 1 cm.dir. Bir kitabın tek sayfası, yaklaşık 1 milyon atom kalınlığındadır.
Atomun küçüklüğünü anlamak için bir başka misal.
Mesela evinizdeki tek bir tuz tanesinin içindeki atomları saymak istiyorsunuz. Varsayalım saniyede 1 milyar tane sayacak kadar da hızlı sayıyorsunuz. Bu hızla saymanıza rağmen, tuzun içindeki atomların tamamını saymak için size beş yüzyıl gerekiyor.
Bu kadar küçük atomun içine de bir bakmaya çalışalım. Atomun merkezinde çekirdek, çekirdeğin içinde proton ve nötronlar ve çekirdeğin etrafında dönen elektronlar vardır.
Çekirdeğin yarıçapı atomun yarıçapının 10 binde biri kadardır. Bu küçüklüğü anlamak için de bir misal verelim.
Elimize bir kiraz aldığımızda, bu kirazı 200 metre çapında bir top yapalım. Atom bu hale geldiğinde çekirdeğimiz o topun içinde bir toz parçacığı kadar oluyor. Bu kadar küçük çekirdeğin içinde de proton ve nötronlar var. Bunlar da “atom altı parçacıklar” da denilen “kuark”lardan oluşuyor. Bir de atom çekirdeğinin etrafında, saniyede 1000 km. hızla dönen elektronlar var.
İşte atomun içyapısı, aynen güneş sistemi gibidir. Gezegenlerin güneşin etrafında dönmesi gibi, elektronlar da çekirdeğin etrafındaki yörüngelerinde güneş sistemindeki dönüş istikametinde dönerler.[i]
Bu kadar yüzeysel bakış bile atomun ne kadar mükemmel bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.
İnsan henüz atoma ait bilgilere sahip değilken ve onun ne kadar küçük olduğu hakkında ve içyapısı hakkında henüz hiçbir bilgiye sahip değilken Kuran, atom hakkında şu bilgiyi veriyor;
لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِي السَّمَاوَاتِ وَلَا فِي الْأَرْضِ وَلَا أَصْغَرُ مِن ذَلِكَ وَلَا أَكْبَرُ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ” 
“Göklerde ve yerde zerre (atom) ağırlığınca hiç bir şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da, daha büyük olanı da, istisnasız, mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır. Sebe -3"
Evet, çıplak gözle görünmeyen milimetrenin milyonda biri kadar olan atomun içindeki mükemmellik, yaratıcının mükemmelliğine işaret ediyor.
Çölde bulduğu saatin, akıllı şuurlu insan dışında bir varlık tarafından yapılamayacağına inanan bir insanın, atom gibi muhteşem bir eseri, kör tabiata, şuursuz sebeplere vermesi, ilk olarak aklın reddedeceği bir hadisedir.
Bütün yaratılmışların, yaratmada aciz kalması, yaratıcının her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, her şeyi bir plan ve programla yapan bir zat olduğunu gösterir. O da Allah’tır.
Bir iki ufak misal daha verelim.
Güneşin faturası
Bir evde lamba varsa, o ev o lambayla aydınlanıyorsa, akıl şöyle bir ilişkiyi kurar. Bu eve elektrik gelmesi, bu elektriği gönderen birinin varlığını gösterir. Ayrıca gelen elektrik, o evden ödenecek bir bedelinde habercidir.
Aynen bunun gibi, güneş şu dünyamızın lambasıdır. Güneşin varlığı var edeni ve var edene karşı ödememiz gereken bir fatura olduğunu gösterir.
Şimdi güneşe göre basit bir elektriği bile bize, kör sağır, şuursuz insanlar gönderemiyorsa, ondan son derece mükemmel olan güneşi, kör, sağır ve şuursuz tabiatın yarattığı, tesadüfen, kendi kendine, sebepler tarafından var edildiği söylenebilir mi?
Eve gelen suyumuzu da, yağan yağmurla kıyaslayabiliriz.
Her nefesimizi bir hediye kabul edersek, başkalarının sevgi göstergesi olarak verdikleri hediye ile nefes gibi nefis bir hediyenin verenini kıyaslayabiliriz.
Var olanlar arasında, hiçbir şeyin bizleri var edemeyeceğini gerçeğini anlarız.
Buraya kadar yaptığımız açıklamalarda etrafımızdaki faaliyetlere bakarak normal bir insan aklıyla, Allah dışındaki bütün yaratıcı adaylarının yaratma konusundaki yetersizliklerini ortaya koyduk.
Evet, Allah vardır ve birdir.
İnsan gibi akıllı bir varlık görmediği bir şeyin varlığına inanır mı?
Bir insan “ben görmediğime iman etmiyorum” dese, buna ilk itiraz aklın kendisinden gelir. Akıl, görünmeyen ama fonksiyonları ile kendini gösterendir.
Allah yarattığı varlıklarla kendini bizlere tanıtandır. Allah görünmez ama eserleriyle kendini gösterir.
Görünmeyen Allah’ı bize en iyi tanıtan da yine, Allah tarafından yaratılmış olan, fakat gözle görünmeyen “ruh”tur.
Nasıl, Allah görünmüyor, icraatları ile kendini gösteriyorsa, ruh da görünmediği halde fonksiyonları ile kendi varlığını gösteriyor.
Görünmeyen ruhun varlığı, görünmeyen Allah’ın varlığını bizlere gösteren en büyük delillerden biridir.
Şimdi görünmeyen ruhun varlık delillerine bakalım.
Görünmeyen, yok demek değildir. Görünmeyen şeylerin varlığı dünyanın her yerinde ilim adamları tarafından kabul edilmiş, inkârı mümkün olmayan bir gerçektir.
Örneğin üniversitelerin psikoloji bölümleri vardır. Psikoloji, “ruh bilimi” demektir. Ruh görünmeyendir. Eğer görünmeyen ruh için “yoktur” denseydi, bugün üniversitelerin psikoloji bölümleri de olmazdı. Eğer görünmeyen şey yoksa insanlar neden yok olanla uğraşsınlar ki?
İnsan davranışlarına yön veren bütün duygu ve düşünceler görünmeyen ruha ait fonksiyonlardır. 
Kanserli hücrenin insan vücudunda yeri yapılan araştırmalarla gösterilebilir, röntgen sayesinde, insanın kırılan kaburga kemiği de gösterilebilir. Fakat insanda sevgi, nefret, moral bozukluğu, stres ve can sıkıntısı gibi duyguları gözünüzle göremez ve gösteremezsiniz.
Gözüyle görmediğinin var olduğuna inanmayan bir insanın, “canım çok sıkılıyor, moralim çok bozuk” diyen insanlara da, “bu duygularını gözümle görmezsem sana inanmam” demesi lazım.
Görünmeyen ruhun bu fonksiyonlarını inkâr etmek mümkün değildir. Aynen bunun gibi, kendisi görünmeyen ama görünen âlemde herkesin yapmakta aciz kalacağı faaliyetlerle kendini gösteren Allah’ı inkâr etmek de mümkün değildir.
Allah’ı görmediği için inkar edenin bir insanın, kendi inandığı yaratıcı adaylarını da inkar etmesi gerekir
Allah’ı görmediği için inkâr edenlerin, aynı mantıkları, kendi kabullerini de inkâr etmesi gerekir.
Yani bir insanın şöyle demesi mümkün değildir. Ben her şeyi kendi kendine var olduğuna inanıyorum.
Şimdi böyle diyen insana soralım.
Sen hayatında hiç kendi kendine bir yemeğin piştiğini gördün mü?
Yani bir gün eve geldin, çok yorgunsun. Her gün yemekleri ben yapıyorum. Bugünde malzemeleri masaya koyayım ve kendi kendine olsun. Bekledin ve sonrada kendi kendine yemek oldu.
Böyle bir şeyi yeryüzünde hiçbir insan görmüş müdür?
Cevap: Hayır.
Aynı şekilde yeryüzünde hiçbir insan, tabiatı, sebepleri ve tesadüfe de yaratırken bizzat gözleriyle görmemiştir. Onların birer yaratıcı olabileceğini sadece duymuştur.
Tam bu noktada, “Ben gözümle görmediğim bir yaratıcıya inanmam” diyen, insanlar yaratırken iş başında görmedikleri yaratıcıların yaratıcı olduğuna inanmak gibi bir çelişkiyi de düşmüyorlar mı?
Bu tespitten sonra şu tespiti yapabiliriz. Yeryüzünde Allah’a inanan ve inanmayan bütün insanlar “görmedikler bir şeyin, şu görünen varlıkları yarattığını kabul ediyorlar.”
Allah’a iman edenleri diğerlerinden ayıran şu:
Diğerleri, yaratırken iş başında görmedikleri, ilmi, iradesi ve kudreti olmayan, kör, sağır ve şuursuz yaratıcıları kabul ederken,
Müslümanlar görünmeyen, ama görünen her şeyi yaratacak ilmi iradesi ve kudreti olan bir yaratıcıya yani Allah’a iman ediyorlar.

[i] Jean Guitton, Tanrı ve Bilim, Simavi Yayınları, 1993, s. 62
 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement
Free Joomla Templates