Anasayfa
İslam ülkeleri neden geri kalmıştır? Yazdır E-posta

İslam ülkelerinin geri kalması ile alakalı bir sorunun cevabından önce şunların bilinmesinde fayda görüyoruz.Bir kere yaşadığımız zaman itibarı ile baktığımızda, yeryüzünde geri kalan ülkelerin tamamı Müslüman değildir. Dünya bankasının son yıllardaki (IMF) verilerine bakıldığında kişi başına milli geliri en düşük olan Burundi’nin (125 $) nüfusunun % 63 Hıristiyan. Sondan birinci olan Burundi’nin bir üstünde yer alan

Malavi’nin (164 $) nüfusunun % 75 Hıristiyan, sondan üçüncü olan Etiyopya’ya (177 $)  baktığımızda % 40 Hıristiyan, % 50 Müslüman ve yönetim Hıristiyan’ların elinde, yine listede sonlarda olan Liberya’da (197 $) yerel dinler % 40 iken, Hıristiyanlar % 40, Müslümanlar % 20.Bu verilerle hangi din daha fazla geride bırakır gibi bir kıyaslama yapmıyoruz. Aksine hangi din olursa olsun, dinlerin geri kalma sebebi olmayacağını göstermeye çalışıyoruz. Her dinin ve her ülkenin mensupları geri kalabilirler. Geri kalmak dinle veya ülke mensubiyetiyle akalı değildir.Çalışmayan, yolsuzluk yapan, rüşvet alan, günü kurtararak yaşayan, insan hakları ihmali yapan, düşünce ve inanç özgürlüğüne zemin hazırlayan, adaletsiz gelir dağılımına göz yuman, çocuk haklarını istismar eden, kadına ikinci sınıf muamele yapan vs. her ülke geri kalır.Geri kalma sebepleri insanların sahip olduğu negatif sıfatlar nedeniyledir. Bugün zengin olan bir ülkeye baktığınızda dini ne olursa olsun, yukarıdaki özelliklere sahip olmadığı görülecektir.  Yine bugün geri kalan hangi ülkeye bakılsa yukarıdaki sıfatların birçoğuna sahip olduğu görülecektir.Geri kalmanın sebebi kesinlikle dinler olmaz. Çünkü yukarıdaki sıfatları insanlara tavsiye eden hiçbir semavi din yoktur. Aksine dinler yukarıdaki özellikleri günah sayar. Dinin günah saydığı şeylerin sonucunda ortaya çıkan durumdan, dini sorumlu tutmak din mensuplarını üzer eder.Burada İslam’ın her türlü sorunun temeli olan bilgisizlik karşısındaki duruşuyla ilgili bilgiler verelim.Kuran’ın ilk emri “oku[1]” dur. Kuran Allah’a en çok saygı duyacakların, onun sevgisini kaybetmekten de en fazla korkacak olanların âlimler olduğunu bildirir.[2]Hadislere baktığımızda Hz. Muhammed’in şu sözlerini görürüz. Hikmet, özlü bilgi müminin yitiğidir, onu nerede bulursa alır.”[3] “İlim tahsil etmek, kadın-erkek her Müslüman’a farzdır”[4] “Beni Allah’u Tealaya biraz daha yaklaştıracak yeni ilim edinemediğim günün doğmasında, benim için hayır yoktur.” [5]“Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir… ilim öğreten âlim ve öğrenmek isteyen öğrenci bundan müstesnadır.’’[6]
“Âlimin (ilim adamının sadece ibadet eden) abide üstünlüğü, peygamberin en aşağı derecede olan insana üstünlüğü gibidir.’’[7]Sonuç: Din ile din mensubunu ayırmak lazım. Din yukarıdaki ve benzeri yanlışlara izin vermez, ama din mensubu yanlış yapabilir. Onun yaptığı yanlışlardan, onun dininin sorumlu tutmak, yargısız infazdır.


[1] Alak 1.
[2] Fatır 28
[3] İbn Mace,Mukaddime,15,11/1395                                                 
[4] İbn Mace,Mukaddime,17, 1/81                                                      
[5] Tabarani-Evsat, Ebu Nuaym- Hilye
[6]  Tirmizi, İbn-i Mace

[7] Tirmizi

 
< Önceki   Sonraki >
Advertisement
Free Joomla Templates