|
İnsanı inanmaya mecbur bırakacak delil(ler) var mıdır? |
|
|
|
Dünyanın mevcut dekoru içinde, insanı inanmaya mecbur edecek delil yoktur. Bir insana yığınla değil getirseniz, her delilden sonra inanmak istemeyen insan, inkâr için bir sebep bulacaktır. Ama dünyanın imtihan dekoru değişse,
ölen insanlar kabirden kalksa ve dünyaya tekrar, elinde bant kayıtları ile gelse, yanında da birkaç şahit olsa, bir kısmında cennetin meyveleri, bir kısmında da cehennemin yanık izleri olsa, işte bu delil (belki) insanı inanmaya mecbur eder. İnsanın inanmaya mecbur kaldığı yerde, insanın özgür tercihi olmayacağı için mükâfat ve cezada olmayacaktır.Velhasıl, mevcut dekor içinde, insanı % 100 inanmaya mecbur edecek bir delil henüz mevcut değildir.Hatta geçmişte Peygamberlerin göstermiş olduğu mucizelerde bile inkâr etmek isteyenler için açık kapı vardı. Az bir yemeğin çoğaldığı gören müminlerin imanı artarken, inanmayanlarda “o mucizeyi bir de ortada hiçbir yemek yokken gösterse ya” diyorlardı.Peki, inanmak için yeterli delil ve kanıt var mıdır?Evet, mevcut dünya dekoru zaten bir delil, var olan her şeyde kendilerini yaratanın varlığına şahit olarak vardır.Var olan her şey “aklın anlayacağı bir dille” kendini yaratanın Allah olduğuna şahitlik eder.Nasıl?İnsanlı merak eder sorar:Bu sütü kim yapıyor. Önce ineğe sorar. İnek bırakın süt yapma işini anlatmayı, sorulanları bile anlamayacaktır. Sonra dünyanın en akıllı insanlarına sorar “bu sütü siz mi yaptınız?” Onlar “hayır, biz yapmadık” diyecekler.Akıl tekrar soracak, var olanlar içinde en akıllıların bile yapamadığı bu “sütü” kim yapmış olabilir.Evet, var olan her şeyin sütü yapmada aciz kalışı, her şeye kadir olan bir zat-ı zülcelal ve vel-kemali gösterir.Sonuç: Allah’ın yarattığı her şeyin tam olarak aynısı yapmada insanın aciz kalması, var olan şeyler adedince var edenin varlığına şahittir.Dünyadaki mahkemeler ve hâkimler görmeden iman ederlerDünyada ki her insan mahkeme salonundaki hâkime benzer.Çünkü hâkim önüne gelen meseleyi, görmemiştir. İlk yapacağı şey, şahitleri dinlemek ve delilleri araştırmaktır.Hâkim, görmediği olay karşısında, delil ve şahitlerden yola çıkarak bir karar verir.Mahkemeye gelen her şeyin yanıltma ihtimali vardır. Olayın görüntülü ve sesli kayıtları olsa bile hâkim, bunların fotomontaj olma ihtimaline binaen araştırır. Ve sonra mahkeme hâkimi “yeryüzündeki bütün inanan insanların inanırken izlediği yöntemle” karar verir.İzlenen yöntem: gözüyle görmediği bir meselede, şahitlerden ve delillerden yola çıkarak karar verir veya iman eder.Dünyadaki bütün mahkeme ve hâkimler Müslümanların iman etme şeklini doğrular.İşte iman davası böyle hak bir davadır.İnsanlar niçin inkâr ederler?İnsanlarının inkârları için bir çok neden sayılabilir. Onlardan bir tanesi de şudur.İnsan yaratanla, yaratılanı yan yana görmek ister.Zaten Allah’a inanmayan insanlar, var olan şeylerin mutlaka bir yaratanı olduğunu kabul ediyorlar, ama gözün gördüğü sahanın dışında kalan bir yaratıcıyı kabul etmiyorlar. O yüzden görüş alanında bulunan tabiat, sebepler vs. yi yaratıcı kabul ediyorlar. Yine her şey imtihan sırrında yatıyor. Nasıl ki okuldaki imtihan sırrı gereğince, sorular ve cevaplar aynı anda öğrencinin görüş alanında olmuyor, aynen onun gibi Allah ve onun yarattıkları aynı anda görüş alanında olmuyor. Olsa imtihan olmayacak. |