Anasayfa arrow Terminoloji
Terminoloji Yazdır E-posta

İMAN-I İCMALÎ
İcmalî iman, yani; taraf-ı Nebevîden tebliğ buyurulan şeylerin hey'et-i mecmualarına inanmak, yâni; "Her ne tebliğ buyruldu ise; cümlesi haktır" diye tasdik etmektir.

İMAN-I MAKBUL
Mü'minlerin imanı.

İMAN-I MERDUD
Münafık olan kimselerin imanı.

İMAN-I TAHKİKÎ
İmana aid bütün mes'eleleri yakînî surette tedkik ile bilmek ve yaşamak ve tahkikî iman derslerini veren ve taklidî imanı tahkike tebdil eden eserleri sadakatla okumak neticesinde hâsıl olan sağlam, sarsılmaz iman. (Mü'minin kalbi tasdik nuru ile o derece münevver olmasıdır ki, o nur bütün letaif-i insaniyyeye nüfuz eder.)

İMAN-I TAKLİDÎ
Az şüphelere mağlup olabilen, başkalarını takliden olan iman. Tahkik ehline ait olmayan, câhillere mahsus iman.

İMAN-I YE'S
Çaresiz kalan, hayatından ümidsiz olan bir kimsenin imanı.

İ'MAR
Yapmak. Tâmir etmek. Şenlendirmek. Mâmur kılmak. Harabilik ve ıssızlıktan kurtarmak.

İMARAT
(İmaret. C.) İmaretler, genel aşevleri.

İMARET
Emirlik. Beylik.

İMARET
Mâmur etmek, şenlendirmek. Mâmurluk. * Hayrat için fakirlere yemek verilen yer. (Bak: Amâir)

İMARET KEMERİ
Eskiden medresenin en güçlü, kuvvetli, kıdemli ve sözü dinlenen talebesi hakkında kullanılır bir tabirdi. Ayrıca bu tabir, medrese talebelerinden iaşe işlerine bakmak üzere bir sene müddetle seçilenler hakkında da kullanılırdı. Bunlar, bellerine kemer taktıkları için bu isim verilmişti.

İMATA
Uzaklaştırma yahut uzaklaştırılma.

İMATE
Ölü hale getirmek. Öldürmek. Fena etmek.

İMATE-İ VAKT
Vakit öldürme. Boşu boşuna zaman harcama.

 
Advertisement
Free Joomla Templates